Sanat Sevmek | Sanat Sevdiğini Göstermek

yazar: can

Sanat! “Hiçbir bok anlamadım” benim, söz konusu sanat olduğunda; duyduğum en samimi tepki buydu. Bunu söylemek yerine saatlerce sanat hakkında konuşanlardan, gittiği konserleri anlamadığı halde sanatçı şunu anlatmış bunu anlatmış diyenlerden yoruldum, yorulduk… Sanatçının haberi var mı ondan daha çok konuştuğundan, anlattığından*

Sözlük ise sanat dendiğinde şöyle açıklıyor:

  • bir duygunun, tasarımın, güzelliğin vb. dışa vurumunda, anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü
  • bu yöntemlerle ortaya konulan üstün yaratıcılık

Sanat Nedir? Bunun cevabı ne kadar önemli bilmiyorum ama neresinde olduğumuz oldukça önemli… “Sanat sevmek” değil “Sanat Sevdiğini Göstermek” arasındaki ince çizgi…

sanat sevgisi
S****

Sanat | Görün Bakın, Sanatla İlgiyim, Konsere Gittim !

Washington Post gazetesinin harika bir deneyi var. “Sanat Sevmek” değil; “Sanat Sevdiğini Göstermek” insanlar arasındaki farkı daha net bir şekilde ortaya koyan bir çalışma olamazdı heralde…

Metrodaki Kemancı

Soğuk bir Ocak sabahıydı, “Washington DC” metro istasyonunda, bir adam elinde kemanı; önünde ise keman kutusu açık bir şekilde başlayacaktı çalmaya. Tam 45 dakika boyunca, 6 eser. Bach! Bach tarafından bestelenmiş 6 eser. Önünden geçen insanlar ise adeta sağır, kör şekilde (zombi filmlerinin ilhamı olabilir mi?) koşuşturucaktı. Yılın o günü ve saati oradan yaklaşık 1000 insan geçerdi…

Çalmaya başlayalı 3 dakika olmuştu. İlk kez orta yaşlı bir adam kafasını çevirecekti. Sonraysa yetişmek olduğu yere doğru hızla yürümeye devam etmekten vazgeçirmeyecekti kendini. Yaklaşık 1 dakika sonraysa, sanatçının ilk bahşişi atılacaktı… Koca bir, 1$…

Sonrasındaysa bir kadın hızından kesmeyerek parayı atıp ve devam edecek, birkaç dakika sonra başka bir adam eğilecek ve dinlemeye koyulacak… Çok geçmeden saatini kontrol edecek, yüz ifadesi değişecek ve kalkıp devam edecekti o çok geç kaldığı yere. Arkasındansa 3 yaşında bir çocuk duracaktı. Hayranlıkla bakıp, fakat annesinin çekiştirmeleriyle arkasına baka baka yürürmeye devam edecekti…

Tam 45 sonunda sadece 6 kişi durup kısa bir süre beklemiş. Sadece 20 kişi para atmış. İlgisini çektiği insan sayısı “binde altı“. Bitirdiğinde kimse farketmemiş. Ne bir alkış, ne de bir gülümseme. Keman kutusunda ise sadece 32$…

O adam Joshua BellGrammy ödülü sahibi Joshua Bell. Elinde tuttuğu keman 300 senelik, Stradivarius(1713 yapımı); çaldığı 6 eser ise kemanla çalınabilecek en karmaşık şarkılardan oluştuğunu hiç kimse farketmedi bile. Kemanın piyasa değeri yaklaşık 3,5 milyon dolar… İnsanların ilgisini 32 $’lık çekmişti…

Oysa Boston‘da 2 gün önce verdiği konser biletleri aylar önce tükenmişti. Yüzlerce dolara olan biletler aylar öncesinden, açıldıktan birkaç gün içinde bitmişti…

Kimdir Bu Joshua Bell?

Joshua David Bell! Amerikalı kemancı ve orkestra şefidir. 4 yaşında eline aldığı kemanını bir daha asla bırakamadı. 17 yaşında New York-Manhettan’da bulunan dünyanın en ünlü konser salonunda konser verdi. Ertesi gün ise bir çok gazete, dergi ve blog yazılarının başlığı oldu. Bir efsane doğdu… Tam 28 albüm ile müzik dünyasına büyük bir miras bıraktı…

joshua bell
Joshua Bell

Sanat Nerede?

Sanatçı burada ne anlatmış?” bu soruyu hatırladınız mı? Gerçekten, bunun cevabını hiç düşündünüz mü? Peki ya anlatmış bir şeyler de siz ne anladınız? Ya da bir şeyler anladınız mı?

Bunu oldukça fazla düşündüm. Aslında sanatçı çok şey anlatıyor: Kendini, çevresini. ailesini, ülkesini, dünyayı… Biz ise çoğu zaman ilgimizi çeken yerinde oluyoruz anlattıklarının. Neyi eleştirse kaçıyoruz yada 3 maymun gibi davranışa geçip başka yönlerine odaklanıyoruz. Aynı kendimize karşı olduğu gibi. Ne zaman kendimizi anlamaya çalışsak, hatalarımızdan kaçarız ya… Gerçekler canımızı sıkınca; bizde konudan sıkılırız.

sanat
**n**

Sanatçılar kendini anlama ve anlatma konusunda bizden daha başarılılar. Kelimelerin yetmediği şeyleri, notalarla, fırça darbesiyle anlatmayı başarıyorlar… Ne zaman bizim de kendimizi anlayıp; ortak payda da buluşmaya başlama hissini kazanacak olsak kaçıyoruz. Melodinin arkasına kaçıp hissiyattan uzaklaşıyoruz. Renklerin arkasına kaçıp tabloyu görmüyoruz. 3,5 milyon dolarlık kemanı, dünyanın en ünlü kemancısına sırtımızı dönüyoruz. İşlerimize koştururken gerçeklerle yüzleşmek istemiyoruz. Sevmediğimiz işe gitme gerçeğini, hayallerimizden uzaklaştığımız gerçeğinin yüzümüze vurulacak korkusuna hepimizi gün içinde birbirimize gülümsemekten kaçıyoruz. Oklar ne zaman üstümüzden kalkınca o zaman yüzlerce dolar verip o bileti alıyoruz almasına da…

Oklar bize dönünce: Hiçbir Bok Anlamıyoruz!

Sanat ile Kalın, Seyahatales ile Kalın!

You may also like

3 yorumlar

Kahve -yi Avrupa'ya Biz Götürdük, Geri Getiremedik Seyahatales 24/04/2020 - 23:34

[…] Çay mı? Kahve mi? sorusuna en güzel cevabım: “Sanat Sevmek! Sanat Sevdiğini Göstermek“ […]

Cevap
Efes Antik Kenti | (Ephesus) Selçuk, İzmir Seyahatales 01/12/2020 - 12:18

[…] arada “Sanat Sevmek! Sanat Sevdiğini Göstermek” yazısına da bir göz atın […]

Cevap
Lviv Gezi Rehberi | Beklentilerin Ötesinde Seyahatales 01/12/2020 - 14:34

[…] Araba Sanatı– –Sanat Sevmek– -Leonardo Da Vinci |Sanatla Bilim Arasındaki İnce Çizgi- […]

Cevap

Yorum Bırak