Cunda Adası Gezilecek Yerler | Ayvalık, Balıkesir

yazar: can

Cunda Adası, Ege dendiği zaman Alaçatı, Bozcaada, Çeşme falan derken hep geri planda kalmış maalesef. Şimdi buna dur demenin vakti geldiğini, Ege’nin her yerini aynı kefeye koyup en popülerini seçme akımını bir kenara atıyoruz.

Aynı ailenin üyesi 4 kardeş daltonları hatırlayacaksınızdır. Joe, Jack, Williams ve Avarel kardeşler. İşte bunları aynı kefeye koymak tüm daltonları aynı kabul etmek gibi bir şey. Hiç “Avarel” ile “Joe” aynı olur mu yahu?

Olmaz Olmaz!

Biz neden geldik? Ben (Can) halamın yazlığı olduğundan +10 kere falan geldim. Her mevsim, her dönem ayrı güzel. Bu sebeple de Yaren’le de gelmek istedim. Parna Hotel Cunda, tarafından düzenlenen Maadra Şarap Evi organizasyonu bahanemiz oldu ve geldik. Cunda’yı ve ayrıca kendi deneyimlerimizi katarak bir deneyim yazısı oluşturduk. Hadi başlayalım!

Cunda Adası mı? Yoksa Alibey Adası mı?

Aslında Cunda Adasının diğer bir adı “Alibey Adası” olarak biliniyor. İlginç bir hikayesi var aslında. Ali Bey bizim kurtuluş savaşı kahramanlarımızdan biri. Yunanlıların “teslim olun!” çağrısına uymayan, Hasan Tahsin gibi, Kuvayi Milliye ruhunu hatırlatan bir hareketle buradaki mücadeleyi başlatan kişi: Yarbay Ali Çetinkaya
Bu isimle de anmadan geçemiyoruz.

Ayvalık koyunda yer alan Cunda Adası, “Ayvalık Adaları” olarak bilinen 22 adadan biri, yerleşime tek açık olan ada. Ege Bölgesinde yer alan en büyük dördüncü ada.

Diğer üçünü merak ettiğinizi duyar gibi oldum 🙂 Sırasıyla büyükten küçüğe: Gökçeada, Bozcaada ve Uzunada.

Tarih Severler Toplaşın: Kısa Cunda Adası Tarihi

Tarih boyunca diğer adalar arasında hep bir ağırlığı olmuş bu adanın, aynı günümüzde olduğu gibi desek yeridir. Öyle plaj partileri, köpükler falan yok burada. “Benim bu yaştan sonra kimseyi eğlendircek halim yok!” diyen o yaşlı bilge kişiliği hatırladınız mı? Huysuz ama tontiş, konuştukça sizi içine çeken. Heh Cunda da tam olarak böyle, eğer bir karakterle özdeşleştirirsek bu kesinlikle o tontiş huysuz dede olurdu.

E napalım eğlenmeyi bilene, keyif almayı bilene…

Geçmiş yıllarda da, “Moshonis” adıyla da anılıyordu. Anlamı ise: “kokulu ada”

18. yüzyılda Osmanlı’dan özerklik almasına rağmen bu büyük şehir bir çok Konsolosluğa ev sahipliği yapmış. Hatta 1896 yılında inşa edilen bir köprü sayesinde karayolu ile geçilebiliyor. “Türkiye’nin İlk Boğaz Köprüsü” yazısını adaya girerken görebilirsiniz.

Milli mücadelenin ilk adımlarından biri burada atılmış; ilk kurşunlarından biri de Ali Bey tarafından.

1924 yılında ise Girit-Midilli mübadelesinden sonra oradaki Türkler buraya göçmüş. Yunanca ve Rumca ise bu sebeple oldukça yaygın.

Cunda gezilecek yerler
Cunda / Alibey Adası

Cunda Adası da Nereden Çıktı? Neden Gidelim?

Girit mezeleri ve Rum mimarisi insanın içine garip bir huzur veriyor. Sessizlik, gün batımı ve arnavut taşlı yolları. İncikler boncuklar sokaklarda, şemsiyeler, kolyeler, mavi sandalyeler… Aklıma ilk gelenler bunlar, ki bunları yazarken bile iyi hissettiriyor.

Rakı-Balık-Ayvalık” belki de en anlamlı burada olabilir. Mezelerden zaten söz etmeye gerek bile yok. Girit ezme özellikle tavsiyemiz zaten. Gün batımında ise Taş Kahve’de bir kahvenizi yudumladığınızı düşünün. Huzur anlamına aradığınız her şey burada.

Biz bir organizasyona gittiğimizden yukarıda bahsetmiştik. Bir sonraki ziyaretimiz ise Kamp yapmak için olacak. Bu organizasyonda Ada Camping’in sahibi ile tanıştık. Kamp yaptığımızı duyunca sohbete daldık. Biraz pahalı bir yer aslında kamp alanı olarak, ama imkanları oldukça fazla. Defalarca en iyi kamp alanı seçilmelerinin arkasındaki başarının da bu olduğunu söyledi.

Bu arada Girit mezeleri falan demişken:

Eathuhu Bowl” yerken Girit ezmeyi gördüğümde çok fazla sevinmiştim, sebebi ise burada tadı damağımda kalan mezedendir.

Cunda Adası Nerede? Ayvalık’ta ama tam olarak Nerede?

Coğrafyası iyi olanlar için şöyle açıklayayım Batı deniz yollarının kesişiminde bulunuyor. Kaz dağlarının altında kalıyor, ve dağlardan gelen esintiyi 4 mevsim hissediyorsunuz. E kolay değil tabi Kaz Dağlarının işi de; sonuçta Türkiye’nin en çok oksijen üreten bölgesi.

Onun dışında coğrafyayı falan boşver derseniz, Balıkesir il sınırları içinde bulunuyor.

Cunda Adası Nerede

Cunda Adasına Ulaşım Nasıl Yapılıyor Peki?

Balıkesir – Ayvalık – Cunda. Bu üçlüye ulaşmak İstanbul’dan özel araçla 5,5 saat sürüyor, biz gece otobüsü ile yolculuk ettik. Gece otobüs şoförleri biraz hızlı sürüyorlar galiba; çünkü 5,5 saat sürdü bizimde.

Ayvalık Terminalinden merkeze dolmuş ile gidebiliyorsunuz fiyatı 3 lira. Oradan da yine 3 liraya Cunda dolmuşlarıyla gidebilirsiniz.

Cunda Adası’nda nerede kahvaltı yapılır?” sorusunu da tam olarak burada yanıtlamak istedik. Gitmeden yapabilirsiniz. Cunda dolmuşuna binmeden önce muhakkak Ayvalık Tostçular Çarşısında pastırmalı, tulum peynirli tostun tadına bakmalısınız.

Eğer Yaren’i dinlerseniz, Ketçap ve Mayonez de ekleyin; ama beni (Can) dinlerseniz turşu alın sadece yanına.

Uçakla Cunda’ya Ulaşım:

Eğer otobüs, araba falan değil de uçakla gelirim derseniz, Balıkesir Koca Seyit Havaalanı, Cunda’ya 45 kilometre uzaklıkta. Havaş ile önce Ayvalık merkez, sonrasındaysa Cunda Adasına gidebilirsiniz.

İstanbul’dan Cunda’ya Ulaşım:

3 seçeneğiniz var aslında: Osmangazi Köprüsü, Pendik Seferleri ve Eskihisar Topçular Feribotu.
(Pahalıdan – Ucuza Sıralı) Oradan ücretli/yada ücretsiz 2 seçenekli yol var. Osmangazi Köprüsü direk ücretli yola bağlanıyor. Buralara pek biz karışmayalım, karar sizin.

Cunda Adası Gezi Rehberi: (Harita)

Turuncu Noktalar Gezilecek Yerleri Göstermektedir:

  1. Sevim & Necdet Kent Kitaplığı
  2. Rahmi Koç Müzesi / Taksiyarhis Kilisesi
  3. Taş Kahve
  4. Cunda Despot Evi

Mavi Noktalar Yeme – İçme Yerlerini Göstermektedir:

  1. Maadra Vineyard (Etkinliğe gittiğimiz yer, biraz Cunda dışında kalıyor.)
  2. Karadeniz Pastanesi
  3. Ayna Yeme İçme Oturma Yeri
  4. Cunda Deniz Restoranı
  5. Cookpoint
  6. Moshos Taverna
  7. Vino Şarap Evi
  8. Pizza Uno Restoran
  9. Lokma İmparatoru

Cunda Adası Gezilecek Yerler

Ayvalık’ın göz bebeği olarak anılan Cunda aslında sadece Ayvalık’ın değil Ege’nin de incilerinden biri. Mavi bayraklı plajlarından, müzelere, oradan da ara sokaklarında kaybolabileceğiniz yerlere sahip. Birde Rum Kiliselerinin minimalist güzelliğini de unutmamak gerek.

Sevim & Necdet Kent Kitaplığı

Adanın sembolü olan değirmenlerin fotoğraflarını bir çok yerde kapak fotoğrafı olarak kullanılıyor. Bunlardan biri de burası. Aslında ismi: Agios Yannis Kilisesi

Bir çok değirmen maalesef ayakta kalmayı başaramamış. 1997 yılında Koç ailesi tarafından restore edilen bu değirmen, kesme taş ve tuğladan oluşuyor. içinde Hristiyanlık dinine ait freskoların bulunuyormuş, bunlar zamanında Hristiyan hukuku anlamında oldukça önemli yere sahip olsalarda zamanla bunu yitirmişler.

Yaklaşık 1300 kitapla küçük şehre göre iddialı bir sayı, birde hatıra defteri var. Limonata içip ve kurabiye yiyebilir, soluklanabilirsiniz. Tatları ortalama ve biraz pahalı.

Hararete karşı limon, buz, soda ve tuzlu bir karışım da vardı. Düşük bütçeli Churchill.

Sevim & Necdet Kent Kitaplığı Cunda Adası
Sevim & Necdet Kent Kitaplığı

Şimdi sıkı durun! Hazır mısınız? Bu bilgi beni çok şaşırtmıştı.

The Coca Cola Comapany. Dünyanın en büyük şirketlerinden biri, en büyük içecek firması. Peki ne alaka Cunda ile? Hemen söyleyeyim.

CEO’su Muhtar Kent’in babası Emekli Büyükelçi Necdet Kent’e aitmiş. Evet Coca Cola’nın Ceo’su muhtar kentin babasına ait. Yanlış okumadınız 🙂

Son olarak şunu söyleyeyim bu tepenin adı aşıklar tepesi. Çıkması da aşk gibi, oldukça emek istiyor. Ama her adımı keyifli. Yol boyu antikacılar, hediyelikçiler ve Mustafa Kemal izi taşıyan özenle işlenmiş eşyalar.

Arabayla falan çıkayım demeyin yani anlayacağınız 🙂

Rahmi Koç Müzesi & Taksiyarsis Klisesi

1873 yılından beri ayakta olan Taksiyarsis Kilisesi, restore edilerek 2014 yılında Koç ailesi tarafından ziyarete açılmış. İstanbul ve Ankara’daki Rahmi Koç Müzelerinin devamı niteliğinde oyuncak ve antika ürünler sergileniyor.

İçeri girer girmez, mimari eserleri tanıyabiliyorsanız neo klasik mimari izleri hemen dikkatinizi çekecektir. Ve içerdeki objeler, endüstrisel gelişimi adım adım hissettiriyor.

Rahmi Koç Müzesi & Taksiyarsis Klisesi
Rahmi Koç Müzesi & Taksiyarsis Klisesi

Girişi yetişkinler için 5 lira; öğrenciler içinse 3 lira.Yaz döneminde (1 Nisan; 30 Eylül) saat 19.00’a kadar açık. Kış Döneminde ise (1 Ekim; 31 Mart) saat 17.00’a kadar açık olarak hizmet veriyor. Müze kart geçersiz; ama oldukça hesaplı zaten.

Diğer tüm Koç Müzeleri gibi oldukça eğlenceli düşünülmüş, hediyelik yeri ve kafesi de var.

Tarihi Taş Kahve | Kahve Molası

Cunda Adasının en ünlü yeri aslında burası. Ne klise, ne müze; ne de tepe. 150 yıllık tarihiyle deniz kıyısındaki taş örme binasıyla, yüksek tavanları ile vitraylı camlarıyla, taze dövülmüş kahveyle tüm şöhreti üstüne almayı başarmış.

Denizin sesi, içinde yuva yapan kırlangıçların sesiyle birleştiğinde adeta ses cümbüşü oluşturuyorlar.

Binaya ilk girerken Neo Klasik bir mimari bizi karşılıyor, ve vitraylı camlar ışıkları oldukça çok kırarak kasvetli ama hoş bir hava vermiş içeriye.

Mübadele öncesi kuyruklu bir pano ile akşam eğlenceleri yapılıp; halk dans edermiş burada. Zaten içeri girdiğinizde kahve döven biri var, büyük tokmakla bam-bam dövüyor. Akustiğin ne kadar güzel olduğunu anlıyorsunuz.

Sakızlı Türk kahvesi, ayvalık tostu, adaçayı, kavunlu dondurma yada tulum peynirli omletinden yiyebilirsiniz. Biz kahveyi oldukça beğendik, taş havanda dövülerek çekilen kahvenin tadına ilk kez bakabildik. Bu geleneksel yöntemin kahveye imza bir karakteristik bıraktığı kesin.

Tarihi Taş Kahve

Tarihi Cunda Evleri ve Sokakları

Arnavut Kaldırımlı dar sokakları, 100 yılı aşkın mimari tarihiyle oldukça Rum mimarisinin izlerini taşıyan adanın, ara sokaklarını keşfetmek oldukça keyifli olacaktır.

Ayvalık taşı ile genelde 2 katlı inşa edilmiş bu evlerin çoğu butik otellere, hediyeliklere ve küçük tatlı yeme-içme yerlerine dönüşmüş. Adeta herkesin renkleri kucaklaması sonucu ise renk cümbüşü oluşmuş adeta. Bunları da renkli renkli, süslü saksılardaki çiçekler takip ediyor.

Rum Mimarisi Deyip Durdun! Nedir Bu Rum Mimarisi

Rum mimarisini yazı boyunca kullandım; biraz açmam gerek. Taş evlere Rum mimarisi demiyoruz aslında, çünkü o dönemde taş evler zaman zaman Osmanlı’da da yaygındı. Burada taş evlerinin büyük pencereleri ve pencerelerin etrafındaki taş süslemelerden bahsedebiliriz. Ayrıca yüksek tavanlar ve detay işlemeler ön plana çıkmış kabul edebilirsiniz.

Cunda Despot Evi

Burası Cunda’nın en ihtişamlı Rum Evi. Tarihi 1862 yılına uzanıyor. Bu ev Cunda’ya yerleşen Despot isimli birinin o zamanki malikanesi. Evine giren hırsızlar Despot’u öldürüyor ve değerli eşyaları yağmalıyorlar.

Osmanlı Döneminde ise Hükümet binası olarak kamuya hizmet ediyor. Hatta son dönemlerinde yetimevi olarak da kullanılmış.

2015 yılında restore edilerek, şu an güzel bir otele dönüştürülmüş durumda.

Not: Bu ev 2 adet Yeşilçam sinema filmine de ev sahipliği yapmış:

  • 1973: Hayat Bayram Olsa – Kambur
  • Ah Dede Vah Dede

Cunda Yeme & İçme Rehberi

Biz sabahın erken saatlerinde geldiğimiz için Bodrum sevdalısı Yaren, hemen Karadeniz Pastanesini gördü ve sıcak, taze bir şeyler çıktığı belliydi. Mis gibi koku sardı tamamen etrafı. Bizde hemen atıştırdık. Sonra Taş fırını gördük ve dayanamayıp birkaç bir şey daha aldık. Lor tatlısı, deniz ürünleri ve meze derken bizim liste aldı başını gitti. Birlikte adım adım bakalım, neler yiyip neler içilebilir?

Lor Tatlısı ve Lor Kurabiyesinin Tadına Bakın

Karadeniz Pastanesi bizim gördüğümüz tek tatlıcıydı ada içinde. Ne kadar lezzetli şeyler yaptığını biliyorduk, gelmeden de tavsiye almıştık ve denedik. Artık bizde kesinlikle tavsiye edenler arasına katıldık.

Hatta vitrinden lor tatlısı ve lor kurabiyesi dışında gözümüze kestirdiğimiz portakallı kurabiye ve meyveli sütlü bir tatlıyı daha yedik. Ki onlar da oldukça lezzetliydiler.

Tek eleştirebileceğimiz nokta fiyatlar gerçekten biraz pahalı. Tatil beldesi olduğunu düşününce bunu anlamak ve hak vermek zor değil tabi, ama yine de aklınızda bulunsun deriz.

Ha birde gözüm turta da kaldı benim yerime de deneyin 🙂

Eğer lor tatlısını beğenirseniz ve gitmeden bir daha tatmak isterseniz de, bunu Güler Tatlıhanesi‘nde yapabilirsiniz.

lor tatlısı cunda adası
Lor Tatlısı

Balık severler koşun: Papalina

Kılçılığı ile yenen küçük bir balık türü olan, papalina; sardalya yavrusu olarak anılsa da aslında kendine özgü bir tür. Tadı da oldukça lezzetli, üstelik rakı- (balık)-ayvalık üçlüsünün ikinci halkası. Artık üçüncüsünü tamamlar mısınız tamamlamaz mısın bilmem. 2. oldukça lezzetli ama bizden söylemesi.

Ayrıca bu üçlemedi Ayvalık zaten yapıldı bunu bir kenara koyup; rakı-balık-meze olarak kabul edin en iyisi. Mezeler çok lezzetli, zeytin yağı ve ot buluşmaları sevenler olarak tavsiye ediyoruz.

Zeytinyağlı severler koşun, sıra sizde: Girit Yemekleri

Girit mimarisinden yukarıda bahsettim. Sıra Girit mutfağında galiba; eğer bir menüde yabani otlar ile zeytin yağı buluşmuş ise, deniz ürünleride üçüncü olarak kendine yer bulduysa bu menü Girit mutfağı izlerini yansıtıyordur. En azından ondan ezinlenilmiştir.

Mübadele ile gelen Giritli Türkler, yanlarında bu mutfağı da getirmişler. Günümüze kadar da korunup gelmiş diyebiliriz. kabak çiçeği, ısırgan, kazayağı, cibez otlu, turp otu, radika, rezene, hardal otu, deniz börülcesi, tadına bakabilirsiniz.

Yaren ise tam tahmin ettiğiniz gibi kabak çiçeği dolması diye tutturdu 🙂 Etmediyseniz de ağzının tadını bilir, hep güzel şeyleri bulur. Blog sitemizde bol bol buna yer vereceğiz.

Lokma İmparatoru Saki & Mustafa’nın Yeri

1987 yılında kurulan, her daim önünde kuyruk olan ve “lokma kursu verilir” şeklinde sloganıyla oldukça ünlü bir yer. Sanayi Devrimini hiçe sayan hızda lokma atıyor. Yazın kuyruk alıyor başını gidiyor, lokma dünyasının Nusret’i adeta.

Yaren sezon dışı olduğundan biraz beklemişlerin tadına baktı beğenmedi. Benimde lokmayla çok aram yok, ama gitmişken deneyip tadabilirsiniz. Kötü değil, ama daha iyilerini de yemiştik.

Not: Zeytin Lokumu

Zeytin ve lokum seviyorsanız tadına bakabilirsiniz. Bizde şans eseri Karadeniz Pastanesinin yanında gördük aldık ve tadı güzeldi.

Zeytin Lokumu
Zeytin Lokumu

Cunda’da bizim en iyi yaptığımız şeylerden biri yemek yeme kısmıydı. Sıkıldıkça yedik, içtik öyle.

Cunda Adası Tekne Turları Detayları

Gezilecek yerleri kara yoluyla bitirdiyseniz, sırada bunu deniz aracılığıyla yapabilirsiniz. Merkezde bir çok teknenin sıra sıra dizildiğini göreceksiniz, genelde 2 tip tekne turu oluyor.

Biri klasik belirli bir fiyata öğlen yemeği, eğlence dahil olan kalabalık tekne turları; diğerleri ise özel olarak kiralayabildiğiniz ve kaptanlar ile konuşup istediğiniz gibi şekillendirebileceğiniz tekne turları.

Kalabalıklara katılacaksanız ve müzik olarak seçiciyseniz mutlaka sorun, mümkünse sessiz olanı seçin. Yoksa yolun yarısında suya atlayıp kıyıya yüzesiniz gelir bizden söylemesi.

Akvaryum Koyu ve Yeşil Koy’da yüzerek suyun tadını çıkartmayı ihmal etmeyin. Bir de yalancı boğaz tarafı görsel olarak oldukça güzel, fotoğraf çekmek için birebir. Komili Ailesi’ne ait Rahibe Okulu, Güler Sabancı’nın ve Boyner’in evleri de diğer tarafta görebileceğiniz şeyler arasında.

Bence en iyisi siz dalgaları teknenin burnunu yarmasını izleyin 🙂

Cunda Adası’nda Nerede Kalınır?

Cunda konaklaması için bir çok butik otel seçebilirsiniz, kamp alanı olabilir yada günlük ev/apart kiralayabilirsiniz. Biz direk bir yer önermek istemiyoruz, fakat size bizim tecrübelerimizden bahsedelim.

Ona geçmeden önce iyi bir yer seçerken 3 şeye dikkat ediyoruz:

  • Fiyat performans ilişkisi

  • Yorumlarına yada direk bir tavsiye üzerine seçiyoruz

  • Yorum sayısı ve puan ilişkisine
  • (Mesela 100 değerlendirme ile 4.8 alan bir yer; 1000 değerlendirmeyle 4.6 alan bir yerle aynı kalitededir. Çünkü beğeni, beklenti öznel bir şey ve bu standart sapmayı ön görmek gerekli)

Parna Hotel

Biz “Parna Hotel” de konakladık. Buraya geliş amacımız Parna Otel’in düzenlediği şarap tadım organizasyonu idi. Bizi çok iyi ağırladılar, sabah kahve seçiminde hassas olduğumuzdan konu geçince Chemex demler demlemez servis ettiler.

Kahvaltı bol yeşillikli, meze ve meyve üzerine kuruluydu. Kakaolu kurabiye ise oldukça lezzetliydi, tadı damağımda 🙂

Misafir ağırlamanın kutsal olduğu Luvi kültürünü benimsediklerini” söylemişlerdi. 12 Kuzey Ege ağacının ismini, odalarına vermişler, birde Cunda izleri taşıyan küçük bir çanta içinde diş fırçası, diş macunu gibi küçük detaylı çanta hoşumuza gitmişti.

Ada Camping’ te Parna müşterilerine özel, Midilli manzaralı, şezlonglu ücretsiz özel bir alanları da var. Plaj çantalarını gelen müşterilere hazırlayıp veriyorlarmış, biz sezonda gitmediğimizden deneyemedik. Bakalım sezonda da deneyeceğiz 🙂

Parna Hotel - Cunda Konaklama
Parna Hotel

Cunda Kamp Alanları

Ada Camping

Ada damping sahibi ile gittiğimiz organizasyonda tanıştık. Oldukça samimi ve sıcakkanlı bir sohbet gerçekleştirdik. Bizde kamp anılarımızdan, kampı çok sevdiğimizden bahsettik.

Oda kamp konusunda hassas olduğunu, sağlayabileceği bir çok imkanı sağlamaya çalıştığı ve defalarca en iyi kamp yeri seçildiklerinden bahsetti. Biz de oldukça samimi bulduk.

Duyduğumuza göre her şey anlatıldığı gibiymiş, fakat fiyatlar biraz pahalıymış. Ama artık bir çok kamp alanı bu şekilde, yüksek hizmet sunuyorlar ve karşılığını istiyorlar.

Alternatif kamp alanı ise Cunda Mocamp.

Cunda Mocamp

Basketbol sahaları falan olan son zamanlarda dikkatleri üzerine çekiyor. Ada Camping’in hemen yanında yer alıyor. Konumu ve plajıda oldukça güzel fakat dönemsel olarak hijyen ve servis sorunları da yaşanmış. Bu detayı gözden kaçırmamak gerek.

Cunda Adası Otel Konaklaması

Cunda Adası Butik Oteller bu konuda oldukça avantajlı. Onun dışında Cunda Despot Otel ve Ortunç Otel alternatif gözde yerlerden biri.

Cunda Adası Pansiyon konusunda da oldukça soru almıştık oradayken. Fakat bizce bu konuda Airbnb’ye bir göz atın deriz.

Airbnb hakkında fikriniz yoksa, aşağıya anlattığımız bir link bırakıyoruz.

Airbnb Hakkında Her Şey

Cunda Adası Plajları

Cunda’da Nerede Denize Girilir? Gelin bakalım:

  1. Ada Camping
  2. Mocamp
  3. Ortunç Koyu
  4. Pateriça Koyu
  5. Çataltepe Plajı
  6. Maden Adasına Bakan Koy
  7. Yalancı Boğaz
  8. Kara Ada
  9. Duba Plajı

Ayvalık suyu buz gibidir baştan söyleyelim 🙂

Ma’adra Vineyards: Şarap Tadımı

Bizim asıl gitme sebebimiz Parna Hotel tarafından düzenlenen bu şarap tadımı etkinliğiydi. Hem şarapların bağdan şişelenme aşamalarını gördük, hemde mezeler ile tatma şansı bulduk. Beğendiklerimizden aldık, odun ateşinde pizzaların tadına baktık.

Gün batımını izlerken, birkaç kadeh bir şeyler içmek isterseniz, yüzünüze vuran serinlikle birlikte yapabileceğiniz harika bir terasları da var.

Tavsiyemizi sorarsanız biz “syria” olanı çok beğenmiştik. Ortalama kişi başı 70-80 lira bir fiyat ödemeniz gerekiyor diyebiliriz. Şarap şişeleri ortalama 60-80 lira arasında değişiyor.

Yolu biraz uzak, kötü yada bir beklenti ile gitmek hata olabilir belki. Ama genel olarak biz bu etkinlikten oldukça keyif aldık. Yolumuz düşerse gider miyiz? Muhtemelen yolumuz düşmese de gideriz 🙂

Maadra Vineyard
Maadra Vineyard

Şimdi alta ilk YouTube videomuzu bırakıyoruz. O zamanlar biraz yeniydik ve telefonla çektik, müzikte telif yediğimizden bazı konuşmaları sessize almış YouTube. Yine de bırakmak istedik, buyrun:

Sıradışı Haftasonu Deneyimi

You may also like

1 yorum

Cunda Adası Otelleri | Ayvalık - Cunda'da Nerede Kalınır? 15/12/2020 - 17:20

[…] Cunda Gezi Notları(Ege denildiği zaman Alaçatı, Bozcaada, Çeşme falan derken Cunda biraz geri plana atılabiliyor.) […]

Cevap

Yorum Bırak